|
|
|
|
|
|
|
Asrin Kazasi
Y2K (Yil 2000 Kaosu) dünyanin sonu olamaz; çünkü hersey fazlasiyla açik. / Wired, Nisan 1999 Makina denilen çalismak ve is üretmek üzerine kurulu bir kavram. Dolayisiyla, çalismazsa ne olur sorusunu bilinen teknoloji söylemini izleyerek yanitlamak olanaksiz. Çalismadiginda bahsedilen artik makina degil, kaza. Bir bilgisayar artik çalismayacaksa ortada kaza geçiren (crash) bir sistem oldugu gibi. Ya da bütün bilgisayarlarin artik çalismamasi durumunda beklenen ikibin yili krizi gibi. Bu durumda, teknoloji ve kazalarin birbirine zit kavramlar oldugu düsünülebilinir. Fakat, her nekadar kazalar teknolojinin negatif alaninda beliriyorlarsa da, gerçekten teknolojinin bittigi yerde mi basliyorlar, yoksa teknolojik aygitlarin bir diger islevi olabilirler mi? Aristotle Nichomachean Ethicsde technenin tanimini yaparken, techne rastlantiyi rastlantida techneyi sever der. Belirli bir mantik izleyerek bir formun hayata geçirildigi bu eylemde etkin neden eylemi kuran özne olsa da, süreç, farkli etmenlerin planlanmaksizin birbirini ve sonucu etkileyebildigi dogadakine benzer bir süreçtir. Rönesanstan endüstri devrimine, matematik evrenin kurulusu ve technenin teknolojiye dönüsmesiyle rastlanti ögesinin ayiklanarak teknoloji kavramindan uzaklastirildigi görülür. Bu, sadece standartlasma adina degisken ve belirsiz unsurlari yoketmekle degil, kazanin biliminin yapilamamasiyla da ilgilidir. Aristotle Metaphysicsde kazanin nedeninin herzaman ve gereklilikten olan olmadigini, bu yüzden biliminin de olamayacagini söylerken su tanimi getirir: Birseyin kendi meziyeti (virtue) olarak var olan fakat onun özüne (essence) dair olmayan hersey. Iki dik açinin bir üçgende bulunabilmesi gibi. Üçgenin iç açilarinin toplami 180 derece, yani iki doksan derece ya da iki dik açi eder. Iki dik açi üçgenin özüne ait degildir (hatta bu imkansiz görünen bir birlikteliktir), ancak üçgenin bir meziyeti olarak oradadir. Aristotlein deyisiyle iki dik açi kazara üçgenin bir meziyetidir. Bu tez sonucunda, garanti belgelerinde de savunuldugu gibi her aygitin esas bir islevi vardir ve olmalidir sonucuna varilabilinir. Ancak, bir marangoz çekicinin islevi sadece çivi çakmak olsada, onunla bahçeyi kazabilir ya da birinin kafasina vurabilirsiniz. Esas isi olmasa da diger islevler kazara onun bir meziyetidir. Paul Virilio, The Art of the Motor da hizdan bahsederken arabalarin neden çarpismak üzere tasarlandigini sorar. Bu zamanda hiçbir firma fayton seklinde bir araba üretmeyi aklindan geçirmez. Arabanin temel islevi ulasim olsa da, hiz arabalara -en basta formuyla kodlanmistir. Her araba hizli olmasa da, hiz arabalarin bir meziyetidir. O zaman, açikca, araba kullanildigi sürece kaza yapmak ta kaçinilmazdir. Hava yastiklarindan, özel fren sistemlerine kadar pekçok önlem de bunun kanitidir. Teknoloji bir amaca ulasmaya yarayan araç olarak sunulmaya ve o amaca ulasmak için belirli islevlerle sinirlandirilmaya garanti belgeleriyle devam etse de, bu standart teknoloji modeliyle sakalasarak kazalari tasarlayan örnekler bulmak ta mümkün: Her Bond filminde ortaya tuhaf oyuncaklarla çikan Dr. Q gibi. Hiçbiri çalismasi gerektigi gibi çalismayan bu aletler, görünürdeki temel islevini degil, kazara üzerlerine kodlu ve Dr. Qnun isaret ettigi islevleri yerine getirir. Lazer kalemler, kapandiginda insanin basini kapan semsiyeler, roket atan sigaralar ve rujlar, telefon edilen saç firçalari ve ayakkabilar, geiger sayacindan kameralar, hemen hersey olabilen saatler, denizalti otomobiller ve suda giden kayak-bisikletler (sonuncusu filmden sonra piyasaya sürülmüs, bugün her tatil köyünde bulunan eglence malzemesidir). Tüm bu aygitlar silah olarak kullanildigi gibi, gerçekte silah olmasi beklenenlerse ip firlatan tirmanma araçlaridir. Bunlarin yaninda, bir de Dr. Qnun teknolojileriyle sakalasan Bond vardir. Miknatis saatini rakibinin silahini kapmak yerine bir Bond kizinin fermuarini açmak için kullanir. Son Bondda Dr. Q, Avis görevlisi kiliginda Bondun uzaktan kumanda olabilen telefonuyla daha sonra bir çatidan asagi tuzak olarak atacagi otomobili getirdiginde ve hangi kaza sigortalarinin gerektigini sordugunda Bond maximum kapsam ister ve söyle der: Kazalar hep olur... Dr. Q bahsinde önemli olan teknolojiyle farkli bir iliskinin sezilebilmesi. Teknolojinin araciligiyla dogayi kontrol edebilecegine inanan fakat ortaya çikarttigi kazayla yok olan Dr. Frankenstein yerine, teknolojiyle ve kazalariyla birlikte varolabilecek bir baska neslin olasiligini göstermesi. Tipki, Octavio Butlerin savas sonrasinda bir virüs yüzünden konusmayi unutan insanlari, Bruce Sterlingin tedavi görerek bedenlerini gençlestiren travmatik yasli insanlari, Connie Willisin vücutlarina ammenerol zerkederek hiç regl olmayan kadinlari, ve William Gibsonun matrixde yasayan bagimlilari gibi. Kendi özel teknolojileriyle varolan bu kahramanlar, kontrol edilen teknolojinin degil onun kazalarinin -ogul Frankensteinin öykülerini anlatiyorlar. Teknolojiyle birliktelikleriyse aslinda bilgisayarla ve bilgisayar kazalariyla varolan hackerlardan çok ta farkli degil. Teknolojinin bir araç olarak sunumu daha basit ve rahat bir iliski öneriyor görünse de giderek daha fazla kontrolu gerektiriyor. Oysa, bu arada, telesekreterlerin güvenlik araci, tükenmez kalemlerin siringa, lastik jantlarinin kayak oldugu, bilgisayarlarin bilgi gizlemek, çalmak ya da her matematik islem gibi bir sayiyi 00la da bölebilmek için çalistigi bir kazalar evrenininde yasiyoruz. Belki de, teknoloji artik bir uzam/parça degil, içinde varoldugumuz bir bütün. |
|
|||