>baglanti kuruluyor...<
Özlem Özkal. XXI: Mimarlik Kulturu Dergisi Mayis-Haziran 2000: 12.

Saatin dokuz buçuk olmasini beklerken, alis-veris sayfiyesinin kuytu bir kösesinde günlük kafein düzeyimi ayarliyorum. Hava sahiden de televizyon grisi. Birbirine paralel, agir çelik çerçevelerin ekranindan görünen parazitli gökyüzünün üzerinde 'dürüm bir milyon dörtyüz bin' yaziyor. Camdan yansiyan mavi neonlar ve gri gökyüzü arasinda bir görünüp, bir kaybolurken aklima geliyor: Yapay, yapaylik ve teknoloji üzerine dörtyüz kelime bulmam lazim.

“Yapay degil, ‘yapilan’ olacak”diye düzeltiyor Aristotle yan masadan.

- Dogadakinin aksine, kendi kendine degil, bir araciyla ortaya çikan hersey ‘yapilir’; ‘yapilan’ herseyse teknolojinin pratigidir. Teknoloji doganin bitiremedigini bitirir, eger doga ‘yapsaydi,’ bir ev yine ayni ev olurdu.

-(Kahve basima vurmus olsa gerek) Evi çiplak elimle yapsam da ayni sey mi?

- Kaldiraç varken neden kolunu kaldirasin ki?

- Öyle ya, tekerlek varken neden yürüyeyim, telefon varken neden bagirayim, bilgisayar varken neden kendi kendime düsüneyim ki? (ironiyi anlayacak mi acaba?)

- Yüzde hesaplarini kendi zekanla mi yaptigini söylüyorsun?

- Fakat, o basit bir hesap makinasi! (Retorigin ustasini hafife alirsan böyle olur iste) Gerçi, o da bir ‘yapay zeka’, fakat biz onu daha çok masa aksesuari olarak biliyoruz. El altinda, yabancilik duymadigimiz bir alet. Çocuklarin bile hesap makinali cetvelleri var. Bilgisayar ‘ayri’... olmali... degil mi?

Simdi, McLuhan olsaydi, teknolojik aygitlarin ‘yapmak’ta kullanilan birer organ-uzam ve bilgisayarin da sadece bir sinir sistemi oldugunu söyleyip taraf tutardi. Madem teknoloji ve insanin politikasi ayni, neden ayri düsünmekte israrliyiz o zaman? Bugünün insanini teknolojiyle iliskilendirmeden anlamak mümkün mü? Eric Drexler, “tasarimcilarin ve bilgisayarlarin birlikte zeki, yari-yapay sistemler olusturdugunu”söylüyor. Bu, ‘yapay’ makina, ‘yari’si da insan, anlamina gelmemeli elbette, yari-yapay tek bir sistem söz konusu olan. Yazildigi gibi, ke-sik-li ve ke-sil-dik-çe baglanan, bagliyken kirilip yeniden baska uçlarla birlesen ve diger hatlarla kesisen, durmadan her yöne çatallanan bir sistem bu. Herseyin kirikli ve birbirine baglantili oldugu bir sema. Beden artik merkez degil. Zaten sürekli sorun yaratan kronik bir ariza gibiydi. Bedeni andirir sey, artik bu baglantilar haritasi. Modemden akan ve ekranda yanip sönen ‘nickname’ler; tekerleklere kenetli, koridor nehrinden akan ve göz hizasindaki raflari genis açi bir objektifle manzara seyreder gibi tarayan alis-verisçiler, televizyonu açmak için önce ters yöne segirten (çünkü kumanda ve dügmeleri orada) ‘zapçi’lar. Durmadan baglanilan, baglantili bir sistem içinde, ‘baglanmak’ ihtiyaçtan öte, tarifsiz bir arzuya dönüsürken, baglantinin yeni bir baglantiya açilamadan kopmasi ya da üretken olmayan bir müdahaleye ugramasi neredeyse bir varolus tehditi (basimin üzerindeki kameralara gülümsüyorum... gitme vakti).

Televizyonda ‘Alphaville’ var. Bilgisayar soruyor: “Geceyi ne aydinlatir?” Cevap: “Siir. ” Turing Test'ini ask kavgasina çeviren romantik bir yaklasim. Burada, sair mi üstün yoksa siir cevabini sonsuza dek belleginde saklayacak bilgisayar mi?


Kaynaklar:
Aristotle. "Physics." Trans. R. P. Hardie ve R. K. Gaye. 350 BC
gopher://gopher.vt.edu.10010/02/39/18 (11 Agustos 1999).

Aristotle. "Metaphysics." Trans. W. D. Ross. 350 BC
http://classics.mit.edu/Aristotle/metaphysics.html (14 Nisan 2001).

Drexler, K. Eric . "Engines of Creation: The Coming Era of Nanotechnology ." 1986
http://www.foresight.org/EOC/index.html (28 Mart 2001).